<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="https://www.yfo.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yfo.com.tr/</link>
	<description>İş&#039;in psikolojisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Apr 2021 08:17:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Psikoloji nedir?</title>
		<link>https://www.yfo.com.tr/psikoloji-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[YFO]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2021 08:16:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sözlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yfo.com.tr/?p=2961</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikoloji zihnin ve insan davranışının bilimi olarak tanımlanmaktadır. Aslında duygulara ve düşüncelere bakarken sadece bilinçli olarak farkında olduğumuza süreçlere değil, aynı zamanda bilinçaltımızda ve bilinçdışında neler olduğuna açıklık getirebilmeyi hedeflemektedir. Psikolojinin bir çok farklı alanı bulunmaktadır dolayısıyla kişilerin uzmanlaştıkları alanlar da çok çeşitlidir (bkz aşağıdaki liste).  Dolayısıyla her psikoloji mezunu kişi terapist olmayabilir.  Psikolog ve Psikiyatrist [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/psikoloji-nedir/">Psikoloji nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Psikoloji zihnin ve insan davranışının bilimi olarak tanımlanmaktadır. Aslında duygulara ve düşüncelere bakarken sadece bilinçli olarak farkında olduğumuza süreçlere değil, aynı zamanda bilinçaltımızda ve bilinçdışında neler olduğuna açıklık getirebilmeyi hedeflemektedir. Psikolojinin bir çok farklı alanı bulunmaktadır dolayısıyla kişilerin uzmanlaştıkları alanlar da çok çeşitlidir (bkz aşağıdaki liste).  Dolayısıyla her psikoloji mezunu kişi terapist olmayabilir. </p>



<div style="height:25px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading">Psikolog ve Psikiyatrist arasındaki fark nedir?</h2>



<div style="height:25px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Psikiyatristler tıp mezunu medikal doktorlar, psikologlar ise çoğu zaman sosyal bilimler fakültesi mezunudur. Psikologlar ve psikiyatristler arasındaki en büyük fark psikiyatristlerin klinik bozukluklara ya da ruh hastalıklarına <strong>teşhis koyma ve ilaç yazma</strong> yetkisine sahip olmalarıdır. Psikologlar ise danışanlarına psikoterapi yaparak yardımcı olurlar (psikiyatristler de terapi yapabilir). </p>



<div style="height:25px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading">Psikoloji Dalları</h2>



<div style="height:25px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Klinik Psikoloji:</strong> Klinik psikolojik rahatsızlıkların tehşisi ve tedavisi üzerine odaklanır. </li><li><strong>Bilişsel Psikoloji: </strong>Temel olarak insan algısını, düşünmeyi ve hafızayı çalışır.</li><li><strong>Gelişim Psikolojisi: </strong>İnsan gelişimini hayatın evreleri çerçevesinde çalışır.  </li><li><strong>Adli Psikoloji: </strong>Legal konuların psikolojik analiziyle ilgilenir.</li><li><strong>Nöropsikoloji: </strong>Beyin ve insan davrnaışı arasındaki bağlantıları, özellikle hafıza gibi beynin çeşitli fonksiyonları üzerinde durarak inceler.  </li><li><strong>Örgütsel Psikoloji (Mesleki Psikoloji): </strong>Psikolojik araştırma sonuçlarından faydalanarak iş hayatında verimliliği ve iş hayatının kalitesini artırmayı hedefler.</li><li><strong>Sosyal Psikoloji: </strong>Grup davranışlarını, sosyal faktörlerin davrnışa etkisini, ön yargı ve tutumlar üzerinde durarak inceler. </li><li><strong>Evrimsel Psikoloji: Psikolojik özelliklerin (örn. Bellek, algı, dil) </strong>doğal seçim ve evrimle ilişkisini inceler.</li><li><strong>Psikometrik Psikoloji: </strong>Psikolojik ölçümün teknik ve teorisiyle ilgilidir. Özellikle kişiler arası farklılıkların ölçümlenmesine odaklanır. </li><li><strong>Kantitatif Psikoloji: </strong>İnsan ve hayvanlardaki psikolojik süreçleri açıklamak için matematiksel modelleme, araştırma metodları ve istatik kullanır.</li></ul>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/psikoloji-nedir/">Psikoloji nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pazartesi Sendromu nedir?</title>
		<link>https://www.yfo.com.tr/pazartesi-sendromu-nedir/</link>
					<comments>https://www.yfo.com.tr/pazartesi-sendromu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YFO]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 10:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sözlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yfo.com.tr/?p=2705</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hepimiz için Pazartesileri bazen kabus gibi gelebiliyor. Adını sık sık duyduğumuz Pazartesi Sendromu Pazartesi günlerinin kişide yorgunluk, baş dönmesi, karın ağrısı, nefes darlığı, iştahsızlık, vücut ağrıları ve benzeri olumsuz etkilere verilen isim.&#160; Neden Pazartesi Sendromu yaşarız? Bunun altında kişinin Pazartesi gününü istenmeyen işler, gerginlik ve haftasonunun bitişiyle bağdaştırması olabileceği düşünülüyor. Yazının devamında Pazartesi Sendromu’nun altındaki nedenleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/pazartesi-sendromu-nedir/">Pazartesi Sendromu nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hepimiz için Pazartesileri bazen kabus gibi gelebiliyor. Adını sık sık duyduğumuz Pazartesi Sendromu Pazartesi günlerinin kişide yorgunluk, baş dönmesi, karın ağrısı, nefes darlığı, iştahsızlık, vücut ağrıları ve benzeri olumsuz etkilere verilen isim.&nbsp;</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Neden Pazartesi Sendromu yaşarız?</strong></h2>



<p>Bunun altında kişinin Pazartesi gününü istenmeyen işler, gerginlik ve haftasonunun bitişiyle bağdaştırması olabileceği düşünülüyor. Yazının devamında Pazartesi Sendromu’nun <strong>altındaki nedenleri anlayarak hayatınızdan çıkarabilirsiniz.</strong></p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Pazartesi Sendormundan nasıl kurtulurum?</strong></h2>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h3 class="has-normal-font-size wp-block-heading"><strong>1. Haftasonu düzeninizi bozmayın</strong></h3>



<p>Biyolojik olarak vücudumuzun uyumlandığı bir içsel saat (body clock) var. Bu saatin dengelerini bozmaksa bir takım problemlere yol açabiliyor. Mesela eskiden saatler bir saat ileri veya geri alındığiında nasıl etkilediğinizi hatırlayın…Genellikle haftasonları gece geç yattığımız ve rahatlamak için sabahları da geç saatlerde kalkabildiğimiz günler olabilir. Bu da vücudun ritmini bozabilir. Vücudun ritmini bozmak ise çoğu zaman haftaya kötü bir başlangıç yapmak demek olabilir… Yani sadece iki gün bile olsa sabah 10-11’ de kalkmak yerine Pazartesi 7’de çalan alarma tepkiniz istediğiniz kadar dinamik olmayabilir. &nbsp;Bunu engellemek için rutininizi mümkün olduğu kadar Cumartesi ve Pazar günleri de sürdürmek akıllıca olabilir. Ayrıca yapılan araştırmalar, bir çok kişinin haftasonunda sağlıklı alışkanlıklara ‘ara verdiğini’ gösteriyor. Mesela hafta içerisinde düzenli spor yapan biri haftasonu hiç spor yapmıyor, ya da hafta içerisinde sağlıklı beslenen biri haftasonu sağlıksız yemekelre yöneliyor. Yani genel olarak rutinlerimizi tümden çöpe atıyoruz. Bu yüzden kadınlarla yapılan bir araştırmada kadınların kendini Pazartesi günleri hiç çekici bulmadığı saptanmış. Bu nedenle kötü duygular yaşamak istemiyorsak, sağlıklı rutinlerimizden tümden kopmamak Pazartesi Sendromundan uzak durmamız için önemli.</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h3 class="has-normal-font-size wp-block-heading"><strong>2. Ani değişikliklere hazır olun</strong></h3>



<p>Yapılan bir araştırmada Pazartesi Sendromu yaşayan çalışanlardan hafta süresince duygularını kaydetmeleri istenmiş. Ne bulmuşlar biliyor musunuz? Aslında Pazartesi günü not ettikleri stres ve gerginlik aslında diğer günlerle aşağı yukarı aynıymış (sadece Cuma hariç). Dolayısıyla Pazartesiyi diğer günlrden daha kötü olarak değil, sadece haftasonunun bitiminden yeni haftanın başlangıcına geçiş olarak görmek sendromdan da kaçınmak için bir çözüm olabilir.</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h3 class="has-normal-font-size wp-block-heading"><strong>3. Sosyalleşme önemli</strong></h3>



<p>Evrimsel bakış açısına göre Pazartesi günleri çok iyi hissetmemeizin bir diğer nedeni de mağara günlerimizden geliyor. Sosyal hayvanlar olarak kendi “kabilemiz” ile olduğumuzda kendimizi çok daha iyi hissediyoruz. Sadece 2 günlük bir ara da olsa, iş yerimiz eğer kendimizi güvende hissetmediğimiz bir ortamsa eğer ‘kabileden’ ayrılmak moralimizi bozabiliyor. Araştırmacılar bu yüzden iş yerinde özellikle Pazartesi sabahları sosyalize olmanın, sadece günün değil haftanın geri kalanında da enerji depolamak için çok önemli olduğunu söylüyor.&nbsp;</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h3 class="has-normal-font-size wp-block-heading"><strong>4. İşinizi seviyor musunuz?</strong></h3>



<p>Gallup tarafından yapılan uzun soluklu bir araştırma insanların %70’inin işlerinden tamamen kopuk olduğunu bulmuş. Maalesef işini gerçekten seven, işine gerçekten bağlı kişilerin de sayısının az olduğu bir gerçek. Pazartesi Sendromunda hissettiğimiz depresif ve isteksiz modun da kökünde işimizden yeterince memnun olmadığımız gerçeği olabilir.Hatta bu yüzden yapılan bir çok araştırma en sık iş başvurusu yapılan günün Salı olduğunu bulmuş. Yani çok sevmediğim bir işte çalışıyorsam, kötü geçen Pazartesinin üstüne oradan kaçmanın yollarını yeni bir iş arayarak bulmaya çalışıyorum.&nbsp;</p>



<p>Pazartesi günlerini olumlu yaşamak istiyorsak önce kafamızdaki olumsuz bağlantılardan kurtulmalı ve Pazartesiye yeni bir bakış açısıyla bakmalıyız. Bunun yapabilmenin en güzel yolu ise belki de haftasonunu haftaiçinden çok ayrıştırmamak; hem haftasonuna yüklediğimiz anlamı hem de haftasonumuzu nasıl geçirdiğimizi gözden geçirmek…</p>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/pazartesi-sendromu-nedir/">Pazartesi Sendromu nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yfo.com.tr/pazartesi-sendromu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuram nedir?</title>
		<link>https://www.yfo.com.tr/kuram-nedir/</link>
					<comments>https://www.yfo.com.tr/kuram-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YFO]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 10:21:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sözlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yfo.com.tr/?p=2702</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her hangi bir konuyu bilimsel olarak açıklamak istiyorsak konu ne olursa olsun, ister sosyoloji, ister felsefe, ister fizik, ister psikoloji, bize bir kuram lazım. Kuram, bilimde bir konunun veriler baz alınarak açıklanmasıdır. Konu ne olursa olsun, elimizdeki verilere/datalara bakıp bir çıkarımda bulunuruz, bunların hepsi alsında best-fit-model (en uygun model) olarak geçer.&#160; Konu psikoloji olunca, yani [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/kuram-nedir/">Kuram nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her hangi bir konuyu bilimsel olarak açıklamak istiyorsak konu ne olursa olsun, ister sosyoloji, ister felsefe, ister fizik, ister psikoloji, bize bir kuram lazım. Kuram, bilimde bir konunun veriler baz alınarak açıklanmasıdır. Konu ne olursa olsun, elimizdeki verilere/datalara bakıp bir çıkarımda bulunuruz, bunların hepsi alsında best-fit-model (en uygun model) olarak geçer.&nbsp;</p>



<p>Konu psikoloji olunca, yani yaşamı ve insanı anlayabilmek hele hele değiştirmek istiyorsak eğer, elimizde mutlaka işe yarar bir kuram olmalı.&nbsp;Bu&nbsp;bizim&nbsp;için Transaksiyonel Analiz. Sizin için elbette&nbsp;<strong>bir başka kuram olabilir</strong>. Yeterki:&nbsp;<strong><u>size uysun</u></strong>&nbsp;ve daha önemlisi&nbsp;<strong><u>işe yarasın</u></strong>.</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Kuram ne işe yarar?</strong></h2>



<p>İnsan&nbsp;<strong>davranışı çok karmaşık</strong>&nbsp;bir fenomen.&nbsp;<strong>Kuramlar</strong>&nbsp;bize karmaşık insan davranışını anlamamızı&nbsp;<strong>kolaylaştıran betimleyici ve açıklayıcı modeller</strong>&nbsp;sunuyor. Aslında&nbsp;tüm kuramlar sadece bir model. Yani, bir psikoloğa “Çocukluk bizi nasıl etkiliyor?”, “Neden bazı insanlar depresyona giriyor?”, “Niye bazı insanlar saldırgan davranıyor?” ya da “Neden bazı insanlar göz göre göre hayatlarını mahvediyor?” gibi sorular sorarsanız eğer alacağınız cevap soruyu kime sorduğunuza bağlı olacaktır.&nbsp;</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Psikolojide kuram ne demek?</strong></h2>



<p>Mesela&nbsp;psikanalitik kuramın kurucusu Sigmund&nbsp;<strong>Freud</strong>‘a&nbsp;(1856-1939) sorarsanız eğer, her şeyin altında çocukluk dönemindeki cinselliği bulacaktır. Davranışların temelinde doğuştan gelen bilinçdışı cinsel vesaldırgan dürtülerin olduğunu düşünecektir. Başka bir psikolog ise her şeydden beyindeki sıvıları, beyin hücrelerini sorumlu tutacaktır. Bir başka psikolog, herşeyi öğrenme ile açıklayacaktır.<strong>Mesela, çocuk&nbsp;bir gün gidip bir yumruk atmış arkadaşına, babası da dönüp demiş ki ‘Aferin!, aferin benim oğluma!’. Yani, çocuk&nbsp;<u>saldırgan olmayı öğrenmiş</u>.”&nbsp;</strong></p>



<p>Ellis ya da Beck gibi&nbsp;günümüzde oldukça popüler olan&nbsp;bilişsel modeli benimsemiş psikologlara sorarsanızeğer onlar&nbsp;herşeyin altında irrasyonel&nbsp;&nbsp;ya da çarpıtılmış&nbsp;düşünceler olduğunu söyleyecektir..&nbsp;</p>



<p>Neden bu insan depresyona girmiş? Eşi onu bırakıp gittiği için mi? Hayır!&nbsp;Onun depresyona girmesinin nedeni,&nbsp;eşinin onu bırakıp&nbsp;gittiğinde kafasının içinde yarattığı “Ben onsuz yapamam ya da her şeyimi kaybettim” gibi bir takım düşünceler.&nbsp;Gördüğünüz gibi pek çok farklı görüş var insan psikolojisi hakkında. Bu görüşlerden hangisi ne kadar doğru bilmiyoruz. Bunların hepsi sadece bir<strong>&nbsp;model.</strong>&nbsp;Bunların hiçbiri&nbsp;<strong>“mutlak doğru”</strong>&nbsp;değil! Zaten bir “<strong>mutlak doğru</strong>” olsaydı, hepimiz aynı şekilde düşünüp, aynı şeyi yapardık.&nbsp;</p>



<p>Bizim firmamızda&nbsp;hayata ve insan psikolojisine bakışımızda büyük oranda Transaksiyonel Analizin kavram ve görüşleri var.&nbsp;Eric Berne tarafından geliştirilmiş olan&nbsp;Transaksiyonel Analiz&nbsp;hem insanları, hem de hayatı anlamakta kullanabileceğiniz&nbsp;bir bakış açısı.&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/kuram-nedir/">Kuram nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yfo.com.tr/kuram-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ego-durumları ve Transaksiyon nedir?</title>
		<link>https://www.yfo.com.tr/ego-durumlari-ve-transaksiyon-nedir/</link>
					<comments>https://www.yfo.com.tr/ego-durumlari-ve-transaksiyon-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YFO]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 10:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sözlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yfo.com.tr/?p=2697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, farklı zamanlarda ya da durumlarda farklı düşünür, farklı hisseder, hatta farklı davranırız. Bu bazen öyle bir düzeyde olur ki, neredeyse her seferinde farklı bir kişi oluruz.&#160; Ego (Benlik) Nedir? Mesela bir öğretmen olarak ders anlatırken farklıyım ama&#160;sabah kızımı servise yetiştirmeye çalışırken, o elindeki sütü lakayıt bir şekilde okul kıyafetinin üzerine [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/ego-durumlari-ve-transaksiyon-nedir/">Ego-durumları ve Transaksiyon nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, farklı zamanlarda ya da durumlarda farklı düşünür, farklı hisseder, hatta farklı davranırız. Bu bazen öyle bir düzeyde olur ki, neredeyse her seferinde farklı bir kişi oluruz.&nbsp;</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Ego (Benlik) Nedir?</strong></h2>



<p>Mesela bir öğretmen olarak ders anlatırken farklıyım ama&nbsp;sabah kızımı servise yetiştirmeye çalışırken, o elindeki sütü lakayıt bir şekilde okul kıyafetinin üzerine döktüğünde o zaman bambaşka bir ses tonuyla konuşuyor olabilirim:</p>



<p>“<strong><u>Ayşe&nbsp;dikkatli ol! Aklın hep başka yerde</u>!”</strong></p>



<p>Bu durumda bana bakacak olursanız, sesim şimdiki sesimden çok&nbsp;&nbsp;farklı olacaktır. O anla şu anı karşılaştıracak olursak farklı olan sadece ses tonum olmayacaktır. Muhtemelen o anda&nbsp;<strong>yüzümdeki ifade de,duygularım da, davranışlarım&nbsp;da,&nbsp;düşüncelerim,&nbsp;hatta dünyaya bakışım bile farklı olacaktır.&nbsp;</strong></p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Ego-durumları (Benliğin üç hali)</strong></h2>



<figure class="wp-block-image is-resized is-style-default"><img decoding="async" src="https://www.yfo.com.tr/wp-content/uploads/Ego-durumlari.png" alt="" class="wp-image-2012" width="97" height="263" srcset="https://www.yfo.com.tr/wp-content/uploads/Ego-durumlari.png 341w, https://www.yfo.com.tr/wp-content/uploads/Ego-durumlari-111x300.png 111w, https://www.yfo.com.tr/wp-content/uploads/Ego-durumlari-55x150.png 55w" sizes="(max-width: 97px) 100vw, 97px" /><figcaption>EGO-DURUMLARI MODELİ</figcaption></figure>



<p>İşte, Transaksiyonel Analiz, Eric Berne tarafından&nbsp;<strong>“Ebeveyn”, “Yetişkin” ve “Çocuk”&nbsp;</strong>olarak adlandırılan üç farklı&nbsp;<strong>“ego- durumu”&nbsp;(bazı kaynaklarda benlik durumu olarak da geçebilir)</strong> üzerine inşaa edilmiş.&nbsp;</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Ebeveyn Ego-durumu (Ebeveyn Benlik)</strong></h2>



<p>Ebeveyn ego-durumu 0-7 yaşları arasında çocukken kaydettiğimiz, başta anne-baba olmak üzere tüm otorite figürlerine&nbsp;&nbsp;ait kayıtlarından oluşuyor. Doğal olarak kişinin&nbsp;<strong>kendi dışındaki</strong>&nbsp;insanlardan oluşuyor.&nbsp;Mesela diyelim ki çocukken çok otoriter, sert bir babam vardı. Bir şeye sinirlendiğinde anında bağıran. Transaksiyonel Analiz iddia ediyor ki ben çocukken tüm bunları kafamın içine kaydettim. Babamın söyledikleri, yaptıkları, konuşması, hepsi kafamın içine kaydoldu.&nbsp;Üzerinden yıllar geçti. Bir gün kendi çocuğum oldu.&nbsp;</p>



<p>Akşam dönüp çocuğuma diyorum ki, “Hadi bakalım kızım yatma zamanı”. Kızım beni duymuyor. Aradan 5 dakika sonra gidip tekrar diyorum &#8220;Hadi kızım saat geç oluyor, yatağa&#8230;&#8221;. Kızım beni yine duymuyor. Aradan yine 5 dakika geçiyor bu sefer gidip diyorum ki &#8220;Ayşe, doğru odana!&#8221;. O anda tıpkı babam gibi bağırıyor, tıpkı babam gibi düşünüyor, tıpkı babam gibi davranıyorum.</p>



<p>Yani özetle,&nbsp;Ebeveyn ego-durumu doğal olarak&nbsp;<strong>karşımızda bir çocuk olduğunda ya da daha önemlisi karşımızdaki kişi bir çocuk gibi davrandığında&nbsp;</strong>ortaya çıkmaya&nbsp;&nbsp;hazır oluyor. Daha doğrusu şu: Karşımızdaki kişi</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>ister bir çocuk olsun,&nbsp;</strong></li><li><strong>ister sevgilimiz, eşimiz,&nbsp;</strong></li><li><strong>ister anne-babamız,&nbsp;</strong></li></ul>



<p>şayet biz onu bir çocuk olarak algılıyorsak, o zaman Ebeveyn ego-durumu çıkmaya hazır oluyor. Ebeveyn ego-durumu aktif olduğunda tıpkı yıllar önce kaydetmiş olduğumuz anne-babamız gibi davranıyor, onların söylediklerini söylüyor, onların yaptıklarını yapıyor, onların inandıklarına inanıyoruz.&nbsp;</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Yetişkin Ego-durumu (Yetişkin Benlik)</strong></h2>



<p>Yetişkin bizim akıllı, mantıklı, sağduyulu yanımız… Eric Berne Yetişkin ego-durumunu ilk tanıttığında onu bizim mantıklı ve rasyonel yanımız olarak tanıtmış. Çevreyi objektif olarak değerlendiren, deneyimleri çerçevesinde olasılıkları hesaplayan ve ona göre davranan ego-durumuydu Yetişkin. Yetişkin ego-durumunun en önemli bir diğer özelliği ise “şimdi ve burada”ki gerçeği göz önüne alarak, verilere dayalı hareket etmesidir. Bir caddede karşıdan karşıya geçemek gibi otamatiğe binmiş bir davranıştan “Boşansam mı, yoksa boşanmasam mı? gibi büyük bir karar kadar, yaşam içerisinde sürekli hesaplar yapıp, kararlar vermemiz gerekiyor…&nbsp;&nbsp;Bu hesapları yaparken&nbsp;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>elimizdeki verileri inceliyor,&nbsp;</li><li>artıları eksilere bakıyor,&nbsp;</li><li>neler olabileceğini hesaplıyoruz…&nbsp;</li></ul>



<p>İşte bunları yapan çoğunlukla Yetişkin ego-durumumuz.</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Çocuk Ego-durumu (Çocuk Benlik)</strong></h2>



<p>Eric Berne’nin “Çocuk” kavramını anlamak için yapmanız gereken tek şey 0-7 yaş arasındaki bir halinizi hatırlamak. O günkü halinizi gözünüzün önüne getirmek” demiş.&nbsp;Çocukluk dönemindeki yaşantılar ve bu yaşantılara eşlik etmiş olan duygu, düşünce ve davranışlar Çocuk ego-durumunu oluşturur. Kişi Çocuk ego-durumundan hareket ettiğinde aslında çok uzun yıllar önce davranmış olduğu şekilde davranmakta ve bu anlamda geçmişi tekrar etmektedir.&nbsp;</p>



<p>Aslında, bu&nbsp;<strong><u>üç farklı ego-durumu, üç farklı insan gibi</u></strong>… Normal olarak bir insanda bu üç ego-durumu gün içerisinde değişerek ön plana çıkıyor.&nbsp;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Mesela bir sunum hazırlarken “Yetişkin” ego-durumum aktif oluyor. Topladığım verileri analiz ediyor, dataları katagorize ediyor, hipotezler oluşturuyorum. Tıpkı bir bilgisayar gibi… Akıl, mantık, ve deneyimlerimin ışığında hareket ediyorum.&nbsp;</li><li>Sonra ekibimden bir çalışanım yanıma geliyor, istediğim dataları çekememiş.&nbsp;&nbsp;Bir anda o “Yetişkin” yanımı kaybediyorum ve “Ebeveyn” ön plana çıkıyor; duruma göre ya nasihat vermeye başlıyorum, ya da bağırıp, çağırmaya…&nbsp;</li><li>Çalışanım yanımdan ayrıldıktan sonra telefonum çalıyor. Arayan çok yakın bir arkadaşım.&nbsp;&nbsp;Ya diyor bıktım yoğunluğundan hadi kop gel yanımıza Bodrum çok güzel. Diyorum şimdi alacağım bir bilet atlayıp geliyorum! O anda, telefonun iki ucunda iki küçük çocuk var ve onları çok heyecanlandıran bir konu…&nbsp;</li></ul>



<p>Ego-durumlarını “Ebeveyn-Yetişkin-Çocuk” diye bölmemiz&nbsp;ve içimizde üç farklı yan var dememiş Transaksiyonel Analiz’de&nbsp;&nbsp;<strong><u>yapısal analiz&nbsp;</u></strong>olarak geçiyor. Yapısal analiz ego-durumlarının&nbsp;içte nasıl bir yapıda&nbsp;olduğunu anlatıyor. Bir de bu yapıların nasıl davrandığı var… Transaksiyonel Analizde buna&nbsp;da&nbsp;<strong>i<u>şlevsel Analiz</u></strong>&nbsp;deniyor.&nbsp;Şayet içimizde birbirinden farklı yanlar varsa, şu soru kaçınılmaz oluyor:&nbsp;Hangi Ben? Gün içerisinde belki yüzlerce kez ben diyoruz. Hangi ben’den bahsediyoruz?&nbsp;</p>



<p>Madem her insanın içinde 3 farklı yan var, o zaman&nbsp;iki&nbsp;insanın&nbsp;yan yana geldiği her durumda gündeme gelen&nbsp;çok önemli&nbsp;bir soru var:&nbsp;<strong>Şimdi benim hangi yanım, onun hangi yanıyla muhattap olacak?</strong></p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Transaksiyon Nedir?</strong></h2>



<p>‘Trans’ karşılıklı demek. ‘Aksiyon’ hareket. Yani karşılıklı etkileşim, iletişim… Dikkat ederseniz kuramın adı da bu terimden geliyor yani konu çok önemli.&nbsp;Transaksiyonel Analiz’de iki insan arasındaki birer birimlik etkileşime&nbsp;<strong>“transaksiyon”</strong>&nbsp;deniyor. Yani&nbsp;eğer&nbsp;basitçe söyleyecek olursak,&nbsp;ben bir&nbsp;şey söylüyorum&nbsp;karşımdakine, o da bana bir şey söylüyor. Bu&nbsp;<strong>1 birim transaksiyon</strong>&nbsp;olarak geçiyor.&nbsp;</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Transaksiyonel Analiz Teknikleri</strong></h2>



<p>İşte&nbsp;<a href="https://www.yfo.com.tr/transaksiyonel-analiz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Transakyionel Analiz</strong></a>&nbsp;iletişimdeki dinamikleri içimizdeki farklı yanları da hesaba katarak inceliyor.&nbsp;Eric Berne “<strong>Bir kitap yazacaksanız, sekiz yaşındakilerin anlayacağı şekilde yazın ve bana onuncu denemenizi getirin, bir okuyup fikrimi söyleyeyim</strong>&nbsp;demiş”.</p>



<p>Genellikle sahibinin bile tam anlamadığı, yeterince açık olmayan, karmaşık, soyut ve muğlak kavram ve düşünceler, genellikle karmaşık ve anlaşılması zor, entelektüel detaylarlarla bezenmiş anlatımlarlar arkasına gizlenir. Bence söyleyecek önemli bir lafınız varsa, bunu basit olarak söyleyebilmeniz gerekir ki bunu sakın kolay bir iş zannetmeyin. Birşeyi basit anlatabilmek çok zor bir iştir çünkü bunu yapabilmek için o işin özünü anlamanız gerekir. Transaksiyonel Analiz psikolojideki diğer birçok yaklaşıma göre&nbsp;<strong>daha açık ve kolay anlaşılır kavramlar üzerine kurulmuş olduğundan, hayata uygulamamız kolaylaşıyor.&nbsp;</strong>Bu nedenle hem özel hayatımız, hem iş hayatımızda kullanabileceğimiz kapsamlı ve işe yarayan bir kuram olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/ego-durumlari-ve-transaksiyon-nedir/">Ego-durumları ve Transaksiyon nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yfo.com.tr/ego-durumlari-ve-transaksiyon-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eric Berne kimdir?</title>
		<link>https://www.yfo.com.tr/eric-berne-kimdir/</link>
					<comments>https://www.yfo.com.tr/eric-berne-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[YFO]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 09:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sözlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yfo.com.tr/?p=2691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eric Berne, ya da gerçek adıyla&#160;Eric Lennard Berstein, 1910’da Kanada’nın Montreal şehrinde doğmuş.&#160;&#160;Annesi ve babası Polonya ve Rusya’dan Kanada’ya göçmüş, Musevi asıllı göçmenler. Babası bir pratisyen doktor,&#160;annesi ise yazar.&#160;1921’de, Eric Berne daha henüz&#160;11 yaşında iken, babasını&#160;&#160;tüberkülozdan&#160;kaybediyor. Annesi yazarlık ve editörlük yaparak aileyi ayakta tutuyor&#160;ve Eric Berne’i babasının yolundan gidip, doktor olması için&#160;cesaretlendiriyor.&#160;Eric Berne&#160;1935&#160;yılında hem annesinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/eric-berne-kimdir/">Eric Berne kimdir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eric Berne, ya da gerçek adıyla&nbsp;<strong>Eric Lennard Berstein</strong>, <strong>1910’da Kanada’nın Montreal şehrinde doğmuş.</strong>&nbsp;&nbsp;Annesi ve babası Polonya ve Rusya’dan Kanada’ya göçmüş, Musevi asıllı göçmenler. Babası bir pratisyen doktor,&nbsp;annesi ise yazar.&nbsp;1921’de, Eric Berne daha henüz&nbsp;11 yaşında iken, babasını&nbsp;&nbsp;tüberkülozdan&nbsp;kaybediyor. Annesi yazarlık ve editörlük yaparak aileyi ayakta tutuyor&nbsp;ve Eric Berne’i babasının yolundan gidip, doktor olması için&nbsp;cesaretlendiriyor.&nbsp;Eric Berne&nbsp;1935&nbsp;yılında hem annesinin hem de babasının mezun olduğu McGill üniversitesinden babası gibi hekim olarak mezun oluyor ve&nbsp;Yale&nbsp;Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Psikiyatri Kliniği’nde&nbsp;psikiyatri asistanlığına başlıyor. Bu sırada&nbsp;Amerikan vatandaşı olup&nbsp;ismini&nbsp;Eric Berne&nbsp;olarak kısaltıyor.&nbsp;1939’da&nbsp;&nbsp;New York’da Mount Zion hastanesinde çalışmaya&nbsp;başlıyor.&nbsp;Bir yıl sonra&nbsp;da&nbsp;Connecticut’ta özel bir&nbsp;muayenehaneaçıyor. Bu arada ilk karısıyla tanışıyor ve ondan iki çocuğu&nbsp;&nbsp;oluyor. 1941’de New York Psikanalitik Enstitüsü’nde psikanalist eğitimine başlıyor.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Psikiyatride Eric Berne</strong></h2>



<p>İkinci dünya savaşında sırasında, ordunun psikiyatrist ihtiyacının artmasından dolayı&nbsp;1943-1946&nbsp;yılları arasında&nbsp;orduda psikiyatrist&nbsp;olarak&nbsp;görev yapıyor.&nbsp;Transaksiyonel Analizi geliştirmeden çok önce, 1948 ile 1960 yılları arsında Eric Berne 30 farklı ülkedeki akıl hastanelerini incelemiş. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Eric Berne’nin farklı ülkelerdeki akıl hastanelerini gezme merakı aslında çok daha önceden başlamış. Hatta ilk yayınladığı makale Suriye ve Lübnan’daki akıl hastanaleri üzerine. Sene 1938. Eric Berne henüz 28 yaşında.&nbsp;</p>



<p>Türkiye’ye ilk kez 1937’de geliyor. Düşünün Atatürk sağ… Bu gezinin bir gecesini askeri yerlerin fotoğrafını çekti diye hapishanede&nbsp;geçirmiş.&nbsp;&nbsp;Ertesi yıl yine ziyaret etmiş&nbsp;Türkiye’yi.&nbsp;Hatta&nbsp;Türkçesini o kadar ilerletmiş&nbsp;kiyaptığı bir iş başvurusunda konuştuğu diller arasına iyi derecede Türkçe&nbsp;eklemiş.&nbsp;Yani, Eric Berne’nin de yolu geçmiş buralardan…</p>



<p>Eric Berne&nbsp;1946’da hem ordudan hem de eşinden ayrılarak&nbsp;Carmel, California’ya yerleşiyor. Carmel sanatçıların, şairlerin, yazarların yaşadığı çok şirin bir sahil kasabası… Burada&nbsp;San Fransisco Psikanalitik Enstitüsü’nde yarım bıraktığı psikanalist eğitimine yeniden başlıyor. Bu sefer&nbsp;analisti&nbsp;çok ünlü biri:&nbsp;Erik Erikson.&nbsp;</p>



<p>Erik Erikson tarafından analize girdikten kısa bir süre sonra&nbsp;&nbsp;eşinden ayrılmış bir hanımla tanışıyor ve onunla evlenmek istiyor. Ancak Erik Erikson analizi bitmeden evlenemeyeceğini söylüyor ve Eric Berne 1949’a kadar evlenemiyor.&nbsp;</p>



<p>İkinci eşi Dorothy, ilk evliliğinden üç çocuk getiriyor. Sonradan&nbsp;&nbsp;kendilerinin de iki çocuğu oluyor.&nbsp;Eric Berne, aile babası rolünü çok seven, çocuklarına karşı otoriterden çok aşırı toleranslı bir baba.&nbsp;&nbsp;Ancak bu hareketli aile ortamı içerisinde kendisine zaman ayırmayı çok iyi biliyor. Bahçesinin bir ucuna, herşeyden uzaklaşıp, yazılarını yazabileceği bir&nbsp;kulübe&nbsp;yaptırıyor.&nbsp;</p>



<p>1949-1964 yılları arasındaki yayınlarını bir çoğunu bu kulübede yazıyor. Carmel’de geçen yıllar Eric Berne’nin çok yoğun çalıştığı yıllar. Bu yıllarda, özel muayenehanesinin dışında üç ayrı işte çalışıyor. Belki de tüm bu çalışma temposunun kaçınılmaz bir sonucu olarak,&nbsp;1964’de Dorothy ile anlaşarak ayrılıyorlar.</p>



<p>Bu noktada 1956 yılına dönüp bakmamız gerekiyor.&nbsp;&nbsp;Berne için 1956 yılı çok kritik bir yıl. Çünkü<strong>&nbsp;</strong>1956’da,<strong>&nbsp;</strong>15 yıl analist olmaya uğraştıktan sonra, 46 yaşındayken San Fransisko Psikanaliz Enstitüsü tarafından&nbsp;üyelik başvurusu reddediliyor.&nbsp;31 yaşından 46 yaşına kadar 15 yıl psikanalist olmaya çalıştıktan sonra reddedilmek, Eric Berne’yi çok sarsıyor ama birtaraftan da çok hırslandırıyor. Eric Berne kendi bildiği yolda yürümeye başlıyarak,&nbsp;<strong>1957’de Transaksiyonel Analiz</strong>&nbsp;<strong>adını verdiği yepyeni bir yaklaşımla ortaya çıkıyor.</strong></p>



<p>1964&nbsp;yılında&nbsp;Transaksiyonel Analiz Derneği&nbsp;kuruluyor. 1964 yılı aynı zamanda ikinci eşinden de ayrıldığı yıl. Çok zor günler yaşamaya başlıyor. Kendisini yazmaya veriyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>1967’de yeniden evleniyor. Hem de kendisinden çok daha genç bir genç kadınla… Ama bu kez evliliği sadece üç yıl sürüyor ve&nbsp;1970’de boşanıyor.&nbsp;1970&nbsp;yılı&nbsp;iki önemli kitabını yayınladığı yıl&nbsp;(“What Do You Say After You Say Hello?” ve “Sex In Human Loving”).&nbsp;&nbsp;Kitaplar yayınlandıktan sonra bir yakın arkadaşına kitaplardan memnun olduğunu ve bu arada son iki hafta sonunu yazarak değil, eğlenerek geçirdiğini söylüyor. Bundan tam iki hafta sonra, Haziran ayında, bir&nbsp;kalp krizi&nbsp;geçiriyor. Yaklaşık bir ay sonra,&nbsp;15 Temmuz’da 1970’de, ikinci bir kalp krizi sonucunda, henüz&nbsp;<strong>60 yaşındayken,&nbsp;hayata&nbsp;gözlerini kapatıyor.</strong></p>



<div style="height:50px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong>Eric Berne Kitapları</strong></h2>



<p>Eric Berne’nin Carmel’deki evi bugün kızı tarafından pansiyon-otel olarak işletiliyor… Elbette en dikkat çeken yer Eric Berne’nin&nbsp;<a href="https://www.yfo.com.tr/transaksiyonel-analiz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Transaksiyonel Analiz</strong></a>&nbsp;&nbsp;kitaplarını yazdığı kulübe…&nbsp;Yaşamı boyunca yazdığı kitapları aşağıdaki listede görebilirsiniz. Bunlar arasında en popüler olanı ise Türkçe’ye “İnsanların Oynadığı Oyunlar” ve bazı baskılarda “Hayat Denen Oyun” olarak çevrilmiş olan “Games People Play” kitabıdır.&nbsp;</p>



<ol class="wp-block-list" type="1"><li>The Mind in Action&nbsp;1947</li><li>The Structures and Dynamics of Organizations and Groups&nbsp;1961</li><li>Transactional Analysis in Psychotherapy&nbsp;1961</li><li>Games People Play: the Psychology of Human Relations &#8211;&nbsp;Türkçe Çeviri: İnsanların Oynadığı Oyunlar – Hayat Denen Oyun 1964</li><li>Principles of Group Treatment; 1966</li><li>The Happy Valley 1968</li><li>Sex in Human Loving; 1970</li><li>A Layman’s Guide to Psychiatry and Psychoanalysis 1975</li><li>What Do You Say After You Say Hello? 1973</li><li>A Montreal Childhood 2010</li></ol>
<p>The post <a href="https://www.yfo.com.tr/eric-berne-kimdir/">Eric Berne kimdir?</a> appeared first on <a href="https://www.yfo.com.tr"></a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yfo.com.tr/eric-berne-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
